20 Eylül 2020 Pazar

Eşim “Yeme” dedikçe yiyesim geliyor

 Eşim “Yeme” dedikçe yiyesim geliyor

Saliha Erdim

“Biz daha yeni evli sayılırız. İlk bebeğimi beş ay önce dünyaya getirdim. Eşim daha hamileyken kilolarımla uğraşmaya başladı. ‘Bak doğum yapınca ne yap yap şu kilolarından kurtul, aynen (Hayvan isimleri söyleyerek)…..benzemeye başladın’ dedi. Ne giysem ‘Sana hiç yakışmamış, bu kadar kiloyla olacağı bu tabi ki’ deyip benim moralimi bozuyor. Şimdi de o yeme dedikçe sanki yemeden duramaz hale geldim. Eşim bu kadar çok yediğimi görünce ‘Benim inadıma yapıyorsun’ diyerek ayrı bir tartışma konusu çıkarıyor. Çok bunaldım ne yapmalıyım, nasıl davranmalıyım şaşırdım. İnanın yeni anne olmanın heyecanını bile bana yaşatmadı, bıktım eşimin şu kilo takıntısından.”


İnsan neye önem verirse onun peşinden koşar. Mevlâna hazretleri, “İnsanın değeri aradığı şeydir” der. Bir erkeğin, güzelliğinden dolayı bir kızı beğenmesi, onun güzelliğini sürdürmesi talebini de beraberinde getirir. Yanında eşini taşırken, eşinin güzelliğinden dolayı kendi kişiliğine değer devşiren bir erkek, tabi ki bu payenin kendisinden alınmasından rahatsızlık duyar. O güzellik kaybolunca, seçme sebebi de ortadan kalkar. Kendi gözünde “En güzeline lâyığım” diyorsa ve bunu insanlara da gösterme arzusu varsa, bunun ortadan kalkması o kişide stres, kaygı bozukluğu, değersizlik duygusu meydana getirebilir. Sanki marka giysi taşıyormuş gibi eşinin güzelliğini servis edince onay, takdir ve hayranlık topladığını düşünürse, bu sosyal imajı için güçlü bir destektir onun gözünde. Dolayısıyla, bu avantajın elinden gitmemesi gerekir.


Bunun için evde aynı pozisyonu yakalamasına vesile olabileceğini düşündüğü her malzemeyi kullanabilir. Eleştirme, aşağılama, değersizleştirme, tehdit, şantaj, sosyal ortamlardan mahrum bırakma, başka kadınlara gitme tehditi olmak üzere, aklına ne gelirse gündeme getirebilir. Hangisi tutarsa. Asıl amaç, eşini eski göz alıcı durumuna getirebilmek. Bu arada eşinin psikolojisi bozulmuş, çocuğuna annelik yapamamış, depresyona girmiş, umurunda olmaz. O fotoğrafın kendisini ilgilendiren tarafına bakar sadece.


İşte bu kare, insanlar olarak neren nereye geldiğimizin fotoğrafıdır. Aile kurumu sadece güzelliği için tercih ettiği bir eş ile kurulursa, bu, bir derdi davası olmadan sadece sosyal imaj, itibar ve günü birlik konfora hizmet eden anlayışla yaşanan bir hayat oluşturacaktır. Bu ailede meydana gelecek çocuklar da, bu atmosferde ve bu muhabbetler içinde büyüyecektir.


İnsan psikolojisi yapma denilen şeyi yapmaya programlanır çünkü zihnimiz olumlu kök fiille çalışır. “Yapma” denince “Beyin” yap komutu verir. İki şey hanımefendide yemeyi tetiklemiş olabilir. 1. “Yeme” diye yanlış komut verilmesi. 2. Bu talimatın altındaki “Ben seni bu halinle beğenmiyorum”mesajı. Bir kadına, fiziği bozulduğu için seni beğenmiyorum mesajı, çok aşağılayıcı, rencide edici ve değersizlik duygusu hissettiricidir. Bu da, psikolojiyi değiştirip daha çok gerginlik hissetmesine, o da daha çok yemesine sebep olur. Yani bu tavır, istediğinin tam tersi etki yapar.


Oysa insan, kendisine değer verilip, Hakkın hatırına hatırı sayılıp yüce bir yerde tutulursa mutmain olur. Yani, derdi olanın tedbiri de olur. Eğer derdimiz Hak olursa, dermanımız da Hak olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder